Paranın malın insanın ve en önemlisi bilginin hızla küresel dolaşıma uğradığı gezegenimizde olup biteni öğrenmeme özgürlüğümüz kalmadı.
Her nerede, ne tür toplumsal olaylar yaşanıyor veya doğamızı tehdit eden oluşumlar gelişiyor ise herkesin bir biçimde haberi oluyor.
İnsanlar, bireysel olarak mutlu olsalar bile bu doğasal veya siyasal tehditlerin etkisiyle genel bir mutsuzluk hissi duyuyorlar.
İnsanlık, dünyaya ben merkezci olarak algılayıp değerlendirenleri bile rahatsız eden bir gidişat ve oluşum ve değişimlerle başedememe hissi ile karşıkarşıya kalmış gibi.
Daha önceleri birçok küresel felaketlerden geçmiş olan insanlık, daha once, yaklaşan felaketleri, topyekün algılayacak bilgi iletişimine hiç böylesine sahip olmamıştı belki de.
Hangi ülkeye baksanız doğal veya siyasal bir küresel tehdit altında olduğu görülüyor.
Kapalı toplumlarda her felaketin kendi başlarına geldiği algılaması yaygın olmakla beraber, artık iletişim teknolojileri, herkese herkesin başına gelenleri iletmekte geçikmiyor.
Yeryüzü topluca oynanan ve seyredilen devasa bir sahne gibi.
Aynı sahnede hem oyuncu hem seyirci hem dekor oluyoruz.
Bir yerlere kaçıp gitme umudu tükenmiş gibi.
Her yer birbirinden beter tehlikeler barındırıyor.
Yeryüzünden umudu kestik diyelim, hangi gezegen var ki gidilecek.
Ay’ın, dünyalıların ulaştıkları gelişmiş yaşam seviyesinin sürdürebileceği bir yer olmadığını çoktan öğrendik.
Ay, umudu ve romantizmini bitireli çok zaman oldu.
Mars; hergün, su vardı, hayat vardı türünden umutlarla el atılıp oyalanılacak bir yer, insanlığın yeni adresi gibi sunulsa da orası da dünyalıların yerleşebilmeleri için epey hazırlık ister gibi görünüyor.
Tüm bu duyumların, dünyalıları kapana sıkıştırılmış hissinden doğan bir depresyona sürüklediğini düşünmek yanlış olmaz herhalde.
Yaşam kendi gizil gücünden gelen umutlarla, gerçekleri duymayıp görmemeyi becerdiği sürece insanlar için yaşamaya değiyor.
Bugün için görünen ve algılanabilen gerçeklikten doğan karamsarlığı, geleceğe dönük umutlarla yenmeye calışıyor insanlık.
Allahtan, dünyalıların gerçekleri masala çevirme yeteneği gelişmiş.
Çağdaş teknolojilerin gerçeği kavratan yanlarına karşın, hala sığınacak masallar yaratarak yaşamını sürdüren insanların, ortak depresyonu da bu yolla yeneceğini düşünebiliriz.
Tüm bilinenlere karşı, gelecek “bilinmeyen” olarak kaldığı sürece hem karanlık hem umutlu olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Gerçeği algılama kapasitesinin artması geleceği de bilinen hale getirdiği zaman çok şeylerin değişeceğini söylemek yanlış olmaz.
O zaman oluşacak bilgi ve duygu-düşün kapasitesi ile bambaşka bir insan tipi ortaya çıkacak herhalde.
Bizler de, bugün için: boşlukları masallarla doldurmaktan zaten memnun gibiyiz.
Yani umutsuz olmaya gerek yok.

dün bitti, yarın yok, bugünüde depresif insanlar mahvetmesin.yavaş yaşamanın özgürlük getirdiğine inanıyorum.özgür olmak için teknolojiyle olan bağlantı azaltılmalıdır.çicek nasıl kokar,yağmurda nasıl ıslanılır,ayakkabıda biriken çamurlar nası cıkarılır ve ve
bugün tuşlu telefonlarımızı alsalar ve yerine parmağımızla cevirdiğiz telefonları verseler.arada 5-10 sn ye bir zaman kaybı olur ama isyan cıkar…
gercekleri anlamak için kullanılan teknolojiye bağımlılık insanları depresif yaptığını düşünüyorum.
Comment by ome — 28, 2, 2006 @ 03:09:38
kalpler allahın zikriyle tatmin olur ayeti her şeyi açıklıyor bence.Asr sureside bize mutluluğun yolunu gösteriyor.Başka bir yol olduğunu düşünmüyorum.herkes lütfen bunu ciddiye alsın. selamlar.
Comment by azmi dalyan — 08, 5, 2006 @ 11:11:41